6 Ocak 2010 Çarşamba

3 Aralık 2009 Perşembe

Van Gogh? Absent!

Sayın blog, böğün sizlere sevgili Absent adlı başka bir içkiden dem vuracağım yüksek müsadenizle. Başlıyorum; bişmillah... Öhöö öhö!

Absent, çeşitli bitkilerin damıtılarak fermuar edilmesiyle elde edilen alkol verbacak oranı yüksek bir içkiymiş. Tabii ki henüz içmişliğim yok. Bi abimizden duydum, ilham aldım, verdim, araştırdım, canımı çektirdim, arkadaşlarıma anlattım, onların da canı çekti, senetti, bonoydu, u2ydu konsere gelen...

Neyse; rakıyla kuzen olan cırtlak yeşil renkte bir miktar absente iki ila beş miktar su ilave edilip içildiği söyleniyor göktürk kitabelerinde...Alkol oranı buranı kaşırken %45 ila %75 olan absent kaşıdıkça daha da çok sertleşen bir içkiymiş.

Ana bileşenleri pelin otu (ki bu ot kafa bulmada bir numaralı otlardanmış...Vaktiyle sırf bu ot içirilerek çocuk düşürülürmüş ama kafayla falan ne alakası var annamadım ben de şimdi...Aklımda ööle kalmış...) ve sponsor yeşil eyvah sondur yok yok ana sondur.

Absentin ortaya çıkışı için çeşitli teoriler ve teorisyenler vardır. Bunlardan seçtiğim birine göre, ilk kez 1792 yılında Fransız doktor Pierre Van Hoijdonk Ordinaire tarafından ticari amaçlı üretildi aynı kola gibi. Bazılarına göre ise ilk olarak İsviçre’de ortaya çıktı. Neuchatel Xamax'da alınan 5-0 lık mağlubiyet üzerine Mère Henriod tarafından 1740'da yapıldığı söylenir. Bu dönemde absent maalesef hala tıbbi amaçlı kullanılıyor ve yapılış usulü gizli tutuluyor ve içki amaçlı kullanılabileceğinden bihaberdar bekleşiliyordu.

1840'larda Fransa Cezayir maçları yüzünden başlayan savaş sırasında tıbbi amaçlı olarak yaygın şekilde kullanılmış. Özellikle dizanteri, alınteri ve bağırırsak görürsünüz kurtlarına karşı etkin mücadelede kullanıldı. Tam bu dönemde askerler absentin tıbbi etkisinin yanı sıra içki olarak da değerlendirilebieceğini gördüklerinden hemen savaşı sktr edip evlerine dönmüşler ve içkinin tadını çıkarmaya, ününü yavaş yavaş yaymaya başlamışlardır ve tüm yurtta ve yavru vatan kıbrısta büyük bir coşku ve TRT türkçesi ile kutlamışlardır.

Pelin otunda çok miktarda bulunan Thujyone maddesi aslen tıbbi amaçlı kullanılırmış ama tıbbın hangi lojisinde bilmiom... İyileştirici özellikteki bu maddenin yüksek dozları ise tehlikeliymiş. Thujyone, bilindiği kadarı ile yüksek dozajlarda beyinde tetrahidrokannabinol ile aynı etkiyi yapmaktadır. Bu, araştımalarım sonucu bulduğum marihuanadaki aktif maddenin ta kendisidir. Absentin yüksek dozda kullanılması bu uyuşturucu madde ile aynı etkiyi yapmaktadır. Böyle bir maddenin yüksek oranda alkol ile biraraya gelmesi içkiyi özellikle tehlikeli kılar. İçenler sanrılar görebilir. Konu başlığımızın kahramanı eski kulağı kesiklerden Vincent Van Gogh'un da kulaklarını bu içkiyi içtikten sonra kestiği rivayet edilir orhun anıtlarında...Ama ben neyşinıl coğrafikte mi, diskavıride mi ne izlemiştim o kendisi değil de başkası gelip kesmiş kulağını...

Ulan blog ne hatırlatmıosun kaşığından, içiminden, tadından, tuzundan bahsetmediğimi...Çok eşşoğlusun afedersin bazı zamanlar..Şimdi de ben anlatmıcam küstüm işte blog! Git kendin bak...

24 Kasım 2009 Salı

Nerde eski 24 kasımlar...




Sevgili blog...Bugün bildiğin üzre 24 kasım... 24 kasım nedir? Öğretmenler günüdür değil mi? Canım örtmenim benim diyenlerin de günüdür... Büyük öğretmen deyince de insanın aklına kim gelir? MUSTAFA KEMAL ATATÜRK demi?

Ama artık değilmiş... Bilirsin sabahleyin kalktığımda açarım aptal kutusunu üzerine bi güzel girerim tuvaletime... Neyse açınca tvyi yukarda resmini gördüğümüz şahsın programı denk geldi... Mesut Yar'ı şutladıktan sonra çok uygun ! bi şahsiyete vermişler düşüncelerini bildirme serbestisini... Ve bu adam bi güzel dinsel öğelerle süslü cümleleriyle öğretmenlerimizin gününü kutlamaya çalıştı, hayırlara vesile olmasını, küçük büyük demeden öpmeyi, mürüvvetlerini falan diledi... Sonra sıra o cümleye geldi... "Bu arada öğretmenlerin en büyüğü, en saygını Cebrail aleyhisselam'dır" dedi...

Yaw bizim aklımızdan ne geçerken sen ne saçmalıosun be adam... Manyak mısın sen? Ne diosun... Kınamaya doyamam seni ve badem bıyıklarını...
Nerelere geldik ey millet... Artık bitmiştir herşey üzüntüsüyle girioruz bir güne daha...

20 Kasım 2009 Cuma

Ringo ringo şişeler

Sevgili blog...İçmesini bilcen ilk önce...Her içkinin özellikle de fiskinin içimi bi başkadır, bambaşkadır...Sana azcık bişeyler anlatayım da öören hayatın biradan ibaret olmadıını...Tabii ööle bizim evde su bardağıyla koca bi şişenin bitirilme çabasıyla içilmeyeceğini ve sonrasında iki günün nasıl bi etki yaratcağını hesaplaman lazım...Yaaa..

Fiski, İrlanda ve İskoçya lehçelerinde "hayat suyu, ab-ı hayat, aa bu mu hayat, aşkı- memnu" anlamına gelen, genellikle tahta fıçılarda dinlendirilmiş (tabi o dağlık bölgelerde çok yoruluo hayvancıklar) malt içeren, tahıldan damıtılan bir tür alkollü içkiymiş ben içene kadar...Tabii bu değerlere layık bir davranış sergilemek lazım fiski içiminde fikiye karşı...


Fiski, sek olarak, tek olarak içilir. Yeter ki insanın içinde içki sevgisi olsun...Sulu, buzlu, buzsuz hatta sıcak kahve bile içilir ama içmesini bilica..

Malt fiski, tabii ki de % 100 malt arpadan yapılır, hayatında bir kez damıtılmış fiskiler hemen bi havaya girip diğerlerinden ayrılırlar ve viski adını alırlar. Viski yapımında kullanılan tahıllar, İrlanda, İskoçya, Kanada ve ABD nın beygirleri tarafından yenilmeyen arpaları, sayın Kanada ve ABD çavdarı ile sevgili ABD mısırından oluşmaktadır.

Çavdar viskisi, Aşağı Tennessee viskisi ve Yukarı Burbon ABD'de kavrulmuş meşe fıçılarda dinlendirilerek üretilir. Harmanlanmış viski ise yukarıdaki viskilerden birbirine benzer tür tahıl kullanılarak üretilenlerin bir karışımı şeklinde üretilmektedir, bu da üretim maliyetini diğer tür viskilere kıyasla ciddi biçimde düşürür.

Ama Türk evlerinde salonların vitrinlerinde süs olarak yerlerini alırlar...Hatta bittiklerinde de içine çay konup sahnedeki rollarine devam ederler... Ne de olsa şov mast go ondur hadi bilemedin on buçuktur...(Bu on buçuğun anlamı da bi başkadır demi sevgili blog..)

10 Kasım 2009 Salı

09:05 1938 Dolmabahçe ve şimdiki Türkiye


Bir de şimdiki Türkiye'ye bak...Nerdeyse Atatürk yok diye sevinen bir hükümet...

Yazık...

6 Kasım 2009 Cuma

Konuş-ma baloncukları ve sıraları


-Bu dizilerde ne güzel konuşuo insanlar sırasıyla Demi moore?
-Evet sevgili Bruce...
-Öyleyse darling oynayalım mı bowling?
-Yaa çok boring...
-Demi hakkat nası konuşuolar onlar öyle? Biz nie konuşamıoz ööle? Üst üste hiç binmio kelimeleri; tam birisinin lafı bitiyor öbürkü öyle başlıyor...Ne güsel Demi Moore? Biz de Holivud'da bööle konuşalım...
-Hem bir de şu var sevgilis Bruce Willis;
-Nedir?
-Bunlar özel günlerine hiç dikkayt etmiyorken biz ise her kadraja her garaja sokuorus mavili kırmızılı yıldızlı enine çizikli bayrağımızı...
-Nası yahni?
-Örneğin mesela bir örnek vermek gerekirse şayet ; geçen gün bunların cumhuriyet bayramıydı 29 ekim...
-Eeee
-Sen daha ii bilirsin hep de o T Hava Yolları'nı kullanırsın yaa işte ondan ötürü..
-Kimden ötürü?
-Ondan ötürü...Du one minut yaa!
-Taam osvaldo...Buyrunuz..
-Niye dikkat etmezler ülkelerinin kurulduğu günde ona dair programlar yayınlamaya da giderler Bihter'i Behlül'ü Düldülü yayınlarlar...Bari dialoglarında yer verseler "Bugün bayram bi gidip bakalım törenlere" gibi cümlelere...
-Haklısın Moore...Ama onların Moorelarında değil şu an domuz gribiyle meşguller...

Garip Grip




























Ben de anlamadım...Herşey teğet geçerken bunda geçemeyecek olması, alınan tedbirin biri bin para..47 milyon aşı..Herbirinden if 1 dolar goes to cukka equals 47000K dolares...Es allahım es...Yok aşı ol olma...Baştankan bişey dio, salık verme bakanı bakmayanı başka bişey...TRT ders verio...

Murphy :) Kanunlarından İkinci Kısım



Elleriniz yağa bulaştığında, burnunuz kaşınmaya başlar veya acil tuvalete gitmeniz gerekmektedir.

Yere düşen her şey her zaman ama her zaman en zor ulaşılabilecek noktaya yuvarlanır.

Yanlışlıkla çevirdiğiniz bir telefon numarası hiçbir zaman meşgul çalmaz ve biri daima cevap verir.

Patronunuza işe geç kalma sebebinin patlak lastik olduğunu söylerseniz ertesi sabah lastiğinizi muhakkak patlak bulursunuz.

Eğer trafikte şerit değiştirirseniz, eski şeridiniz şimdi bulunduğunuzdan daha hızlı akar.

Banyodayken vücudunuz tamamen ıslandığında telefon çalar.

Beraber görülmek istemediğiniz biriyle beraberseniz tanıdığınız biriyle karşılaşma ihtimali tavan yapar.

Birine bir aletin çalışmayacağını ispat etmeye çalıştığınız zaman o alet çalışır.

Kaşınma katsayısı vücudunuzda ulaşılması zor olan yerlerde en yüksektir.

Ne olursa olsun sinema ya da tiyatroda koridordan en uzak sandalyenin sahipleri en geç gelir.

Bir kahve içmek için oturduğunuzda patronunuz sizden bir görev ister ve bu görev süresi kahve soğuyana kadardır.

Eğer soyunma odasında sadece iki kişi varsa, onların soyunma dolapları bitişiktir.

Tereyağlı ve reçelli ekmeğinizin yeni aldığınız halıya düşme ihtimali, halının pahalılığı ve yeniliği ile doğru orantılıdır ve tabii ki reçelli kısımı altta olma olasılığı da.

Pabuç ayağınıza tam geldiyse, o pabuç çirkindir.

Gerçekten çok sevdiğiniz bir ürünü bulup aldığınızda, o ürünü üretmekten vazgeçerler.

Eğer kendinizi hasta hissedip doktor randevusu alıp gittiğinizde aniden iyileşirsiniz. Eğer randevu almazsanız hastalık devam eder.

Birisi tarafından seyredilme olasalığı, yaptığınız işin aptallık katsayısıyla doğru orantılıdır.

Arabayı park etmeye kalktığınız zaman birden bire arkanızda arabalar bitiverir.

Beklediğiniz otobüs gelmez taaki sigaranıza yakana kadar.

3 Kasım 2009 Salı

Brezilyaca



http://www.minimalsworld.net/BrazilName/brazilian.shtml Buraya giriosun sonra da adını daha da sonra soyadını giriosun istersen numaranı da giriosun ( ama 10,5 yazamıon ) sana brezilyacasını yazıo...o kadar da komik deil ama lazım olursa bulması kolay olsun diye blogintoma koydum..