15 Mart 2010 Pazartesi

Mikail Michael

Deprem sonrası Elazığ’a gidip incelemelerde bulunan Başbakan Tayyip, hastanede karşılaştığı yaralılardan küçük Mikail’e, “Hangi takımı tutuyorsun?” diye sordu.

“Beşiktaş” karşılığını alınca da, “Gel seni Fenerbahçeli yapalım” önerisinde bulundu. Ancak Mikail, “Ben Beşiktaşlıyım. Takım değiştirmem” diyerek Başbakan’ı şaşırttı. Siyah beyazlıların bu diyalogu öğrendikleri için Elazığ’a hazırlıklı gittikleri öğrenildi.

Yaaa....

9 Mart 2010 Salı

Vay be bu laflar futbolla ilgili adamların ağzından çıkmış























Eğer biraz çirkin olsaydım, ne Pele ne de Maradona'nın adı hatırlanırdı.

Futbol basit bir oyundur, zor olan ise basit futbol oynamaktır.

Futbol istatistikleri mini eteğe benzer. Birçok şeyi gösterir ancak asıl merak edileni göstermez.

Futbol, 22 kişinin oynadığı ve sonunda hep Almanlar'ın kazandığı bir oyundur.

Livorno'yu eşimden daha çok sevdiğimi söylüyorlar. Bu kesinlikle yanlış. Eşimi de en az Livorno kadar seviyorum.

Liverpool şehrinin iki büyük takımı var; biri Liverpool, diğeri de Liverpool'un yedekleri.

Teknik direktör olmak için, önce futbolcu olmak gerektiğini söylüyorlar.Peki, jokey olmak için de önce at mı olmak gerekiyor?

Leeds United maçında oyundan alınmasaydım, takım arkadaşlarımı bıçaklayabilirdim.

Birinciysen birincisindir, ikinciysen hiçbir şey.

8 Mart 2010 Pazartesi

Kalp mi, ciğer mi daha romantik?

Aşkın kalple ilintisi vardır derler...Var mıdır hakikaten? Bir nevi kanlı pompa olan tiksindirici bir organdan ziyade hava solutan bir organla daha sıkı ve de fıkıdır ilişkisi kanımca. Aşk, önce ciğerleri sıkıştırmaz mı? Sıklım sıklım sıkıntı basmaz mı, kocaman bi çocuk oturmaz mı içine nefes aldırmayan?

Kalbim kırıldı denmemeli, ciğerlerim sıkıştı denmeli sırf aşıklar vereme yakalandığı için...Bunun için en romantik organ ciğerlerdir...Tavası da güzel olur...Çehov, Kafka, Chopin, Camus, Azize Terasa bu hastalıktan ölmüş, tesadüfen mi? Herkesin içinde uykuya yatmış hazır bekleyen acı olan aşk kalpte midir? Yoksa var olduklarını kanıtlamak için bekledikleri yer ciğerler midir verem, krem ve ilhan irem için?

Korkulmak mı, sevilmek mi?

Hangisi daha güvenlidir, güvboyludur dürüst olmak gerektiğinde? Sevilmeyi seçmek, sevmekten vazgeçebilme ihtimali taşıyan kişiye bırakmak mıdır dizginleri bile bile; en baştan kabullenmek midir üzülmeyi? Peki ya korku duyulduğunda senden? Biraz egoizmden ne zarar gelir, hem (in)sana hem başkasına? Peki ya romantizm? O zaman beklemelisin kendi üzüntünü, üzüntülü görüntünü....

28 Şubat 2010 Pazar

Kreatife dair...Sattıran düş değil, anlamdır....













* İyi bir kreatif tüketicilere değil, Paris'te kendisini işe alabilecek 20 kişiye seslenir.

* İlk fikir en iyi fikirdir, ama sunmadan önce her zaman üç haftalık bir süre istenmelidir.

* Reklamcılık insana, işini daha kötü yapması için para ödenen tek meslektir.

* Toplantılara her zaman geç kal. Saatinde gelen bir kreatif güvenilir biri değildir. Herkesi 45 dakika bekletmekte olduğun salona girerken sakın özür dileme; tersine şöyle de : "Merhaba, size sadece 3 dakika ayırabilirim."

* Hiçbir şey hazırlamadıysan, en son sen konuş ve diğerlerinin söylediklerini kendine mal et. Bütün toplantılarda haklı olan, hep en son konuşandır. Toplantıların amacının, diğerlerini başarısız göstermek olduğunu asla göz ardı etme.

* Üst ile ast arasındaki fark, üstün ücretinin daha iyi olması ve daha az çalışmasıdır. Ücretin ne kadar yüksekse, sözün o kadar çok dinlenir ve o kadar az konuşursun. Kreatifin kreatif direktöre bir fikri satması için; onu, sistematik olarak, fikrin kendisine değil de ona ait olduğuna inandırması gerekir. Bunun için, sunumlarına dün bana söylediklerini bir daha düşündüm ve..." türü cümlelerle başlamalıdır; oysa kreatif direktör ne dün birşey söylemiştir, ne geçen gün aklına bir fikir gelmiştir ne de bir çıkış noktası belirlemiştir.

* Üstü asttan ayırmanın bir başka yolu; ast kimseyi güldürmeyen gülünç espriler yapar, üst ise herkesi güldüren soğuk espriler yumurtlar.

* Sık sık işi kır, işyerine öğlene doğru gel, günaydın dendiğinde asla karşılık verme; üç saat öğle tatili yap, asla arandığında yerinde bulunma. En ufak bir eleştiride: "Kreatiflerin mesai saati yoktur, sadece işi teslim tarihleri vardır" de.

*Kimseye kampanya hakkındaki görüşünü sorma. Birine görüşünü sorarsan her zaman bunu söyleme tehlikesi vardır. Ve bir kez söylerse, bunu hesaba katmak zorunda kalman ihtimal dışı değildir.

*Herkes üstündeki kişinin işini yapar...Ne kadar önemliysen o kadar az çalışırsın...Bütün işini başkasının üstüne yık; beğenilirse başarıyı kendine mal edersin; başarısız olursa o kovulacaktır....

23 Şubat 2010 Salı

Goebbels

"Propaganda, görünür hale geldiği anda etkisini yitirir."


"Bir yalan ne kadar büyükse o kadar kolay yutulur."


"Bizim peşinde olduğumuz şey hakikat değil, yaratılan etkidir."

18 Şubat 2010 Perşembe

9 Doksan. Yeniliğin avantajı, hiçbir zaman yeni kalmaması

Bir alıntıdır gene "Reklamcıyım; evet, kainatı kirletiyorum. Ben, size boku satan adamım. Asla sahip olamayacağınız o şeylerin hayalini kurduran. Hep mavi gökyüzü, daima güzel kadınlar, photoshopta rötuşlanmış kusursuz bir mutluluk. Kılı kırk yararak yaratılmış görüntüler, moda müzikler. Zar zor biriktirdiğiniz paralarla, son kampanyamda itelediğim rüyalarınızın arabasını satın almaya başardığınızda, ben onu çoktan demode etmiş olacağım. Ben üç model önden gidiyorum ve her zaman sizi hüsrana uğratmanın bir yolunu buluyorum. Glamour, attığınız her adımda sizden biraz daha uzaklaşan o masal ülkesinin adıdır."

"Ölüm, ajandanızda kayıtlı olmayan tek randevu."

"İnsan da diğer tüm ürünler gibi son kullanma tarihi olan bir ürün."

"Kapitalizm, komünizmi yedi. Şimdi de kendini yiyor." C.Bukowski

"İnsanın insana egemen olduğu günden beri ilk kez, karşısında özgürlüğün bile işe yaramadığı bir egemenlik sisteminde yaşıyoruz. Tersine, sistem bütün kozlarını özgürlük üzerine oynuyor; en büyük buluşu da bu zaten. Her tür yergi yılış yılış hoşgörüsünün yarattığı yanılsamayı güçlendiriyor. Sistem size kibarca boyun eğdiriyor. Sistem hedefine ulaştı; itaatsizlik bile bir itaat biçimi haline geldi."